1.ÖĞRENCİ BULUŞMASI ETKİNLİĞİ İZLENİMLERİM

Hayatı artık çok hızlı tüketiyoruz. Çok hızlı ve yoğun yaşıyoruz.  Merkeze başarı hırslarımızı, hayata dair endişelerimizi, kaygılarımızı, sosyal ilişkiler çalkantılarımızı yerleştirirken unutuyoruz, hayat bazı insanlar için bambaşka, dünya bazı insanlar için farklı şekilde dönüyor. Kendi hayat maratonumuzun içinde bazen farkında olduğumuz şeyleri bile göz ardı ediyoruz. En önemlisi ‘empati’ kurmayı unutuyoruz. İnsanları anlamayı, onların dertlerini dert edinmeyi, yardımlaşmanın getirdiği mutluluğu… Aklımızı dört yandan besleyecek materyalleri nerde bulacağımızı çok iyi bilmemize rağmen,  gönlümüzü ve ruhumuzu nasıl besleyeceğimizi unutuyoruz.

Tam da bunları düşünürken çok sevdiğim bir arkadaşımdan aldığım teklif ile Uluslararası Zihinsel Engelliler Farkındalık Eğitim Programı’na katıldım. İnsan, Toplum ve Teknoloji Derneği (İTTD), İstanbul Üniversitesi, University of California, San Diego, ABD İstanbul Başkonsolosluğu, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İstanbulspor işbirliğiyle yapılan bu programda her şeyden önce çok güzel insanlarla tanıştım. Ve programa başlamadan önce Prof. Dr. Resa AYDIN ile yapılacak olan program hakkında konuşurken daha önce hiç farkına varamadığım bir şey fark ettim. Ben İletişim Fakültesi öğrencisiyim ve ‘engel’ kelimesinin geçtiği zamanlarda aklım hep sosyal sorumluluk projelerine gider. Hocama da bundan bahsettiğimde buna sosyal sorumluluk projeleri kadar dar bir açıdan bakmamam gerektiğini, hayatın içinden, deneyimlerimize ve doğal olarak hayatımıza yansıyan bir konu olduğunu, yani hayatın ta kendisi olduğunu anladım. Daha önce görme zorluğu çeken bir arkadaşım olmamıştı. Daha önce görmeyen, renkleri bile tanımayan birinin hayata nasıl baktığına hiç şahit olmamıştım. Ve ben o gün, birine güvenmenin ne demek olduğunu daha önce hiç öğrenmediğim bir şekilde öğrendim. Çünkü onlarla olduğunuz zaman onun gözleri oluyorsunuz. Hayal dünyalarına girip oraya hiç tanımadığı renkleri katıyorsunuz. Dokunmanın, hissetmenin önemini anlıyorsunuz. Farkınız olduğunu zaten biliyorsunuz ama onlarla bir gününüzü geçirdiğinizde bu farkların onlar için ve sizin için ne olduğunu anlıyorsunuz.  Hayata baktıkları noktada aslında o kadar güzel ve renkli bir dünya var ki bunu keşfediyorsunuz.

Bunları anlamanın yanı sıra o gün öğrendiğim başka bir şey de farklı kültürden olan insanlarla olan ortak paydalarımız idi. California’dan gelen akranlarımız ile kültür farklılıklarının engellerine takılmaksızın ortak etkinlikler yaparak birbirimizden gerek kültürel gerek sosyal gerekse kişisel birçok şey öğrendik.

Beraber gülmek bence o gün hepimize iyi geldi. Yorgunluğumuzu unuttuk. Bence o gün hepimizin hafızasında ve kalbinde birer gülümse olarak kalacak ve o gün öğrendiklerimizi hayatımıza adapte edeceğiz. İnsanlar deneyimleri neticesinde kendilerine bir yol çizer ve devam ederler, ben yoluma güzel bir gün ve güzel arkadaşlıklar kattığı için bu programda emeği geçen herkese teşekkür ederim.

 

Özge Elif CEYLAN

İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 4. Sınıf öğrencisi

 

 

 

 

10/04/2014
673 defa okundu

İstanbul Üniversitesi

34452 Beyazıt/Fatih-İstanbul

Tel: 0 (212) 440 00 00